18 Ağustos 2026 Salı

FRİGYA ve LİDYA

1.GÜN: BOZKIRIN KENTLERİ
Ankara Gordion Eskişehir Merkez & Porsuk Çayı
Sabahın ilk ışıklarıyla Ankara’dan yola çıkıp Polatlı bozkırlarına, efsanevi Frig başkenti
Gordion’a varıyoruz. Tarihin akışını değiştiren o kördüğümün kesildiği topraklarda,
Kral Midas’ın başkenti ve adeta yapay bir dağ gibi göğe yükselen devasa Büyük
Tümülüs’ü bizi karşılayacak. Zaman tünelini andıran ahşap mezar odasının loşluğuna
adım attığınızda, binlerce yıllık bir sessizliğe tanıklık edeceksiniz. Çok güzel Frig
eserlerinin sergilendiği müzeyi gezeceğiz ve dünyanın en erken mozaik eserlerini
göreceğiz. Frig başkentinden sonra bozkırın ortasında bir Avrupai vaha gibi yükselen
Eskişehir’e ulaşıyoruz. Zamanın durduğu Odunpazarı’nın dik, kıvrımlı ve rengârenk
cumbalı evleri arasında yürürken geçmişin sıcaklığını hissediyoruz. Kısa bir müze
turunun ardından gün, Porsuk Çayı’nın dingin sularında nihayete eriyor. Venedik
esintili gondollarla suyun üzerinde süzülürken, batan güneşin şehirdeki yansımaları ilk
günün yorgunluğunu bize unutturacak. Konaklama Eskişehir

2. GÜN: TAŞIN SANATA DÖNÜŞTÜĞÜ YER: FRİGYA
Eskişehir Seyitgazi Yazılıkaya & Frig Vadileri Kütahya
Gün, ufuk çizgisinde parıldayan Seyit Battal Gazi Külliyesi ile başlıyor. Bir tepenin
üzerinde kaleyi andıran bu kutsal mekan, hem Bizans’ın hem İslamiyet’in izlerini
harmanlayan külliyenin ardından güneye, Dağlık Frigya’nın kalbine doğru saptığınızda
doğa fantezi bir dünyaya bürünür. Kaya manastırları ve kaya mezarları arasından
geçerek Frig dünyasının tacı olan Midas Antik Kenti’ne (Yazılıkaya) varıyoruz. Tek
bir kaya blokuna kazınmış devasa anıt Tanrıça Matar’a açılan gizemli bir kapı gibi
durur. Hemen yakınındaki Areyastis (Küçük Midas) Anıtı ve çok katlı bir apartmanı
andıran Kırkgöz (Gerdek) Kayalıkları, taş işçiliğinin ulaştığı zarafeti ve ustalığı gözler
önüne serer. Bu inanılmaz eserlerden sonra Afyon sınırındaki kutsal alanlara doğru
hareket ediyoruz. Aslankaya’nın heybetli kabartmaları, zamanın yıpratamadığı
Yılantaş ve Aslantaş Mezar Anıtları sırasıyla önümüze geliyor. Kümbet köyünde ünlü
Solon’un Mezarı önünde geçmişin bilgeliği ve cesareti hakkında konuşuyoruz. Günü
çininin ve termalin başkenti Kütahya’da noktalamak üzere yola koyuluyoruz.

3. GÜN: ÇİNİ, MİMARİ, ROMA, TAPINAK ve DOĞA
Kütahya Merkez Aizanoi Eski Gediz Kula
Güne Kütahya’nın ahşap nakışlı Germiyan Sokakları’ndan başlıyoruz. Ardından
şehrin kalbi olan Ulu Camii’nin kubbesi altında huzuru hissedip, Arkeoloji
Müzesi’nde toprağın altından çıkan çömleklerin ve heykellerin hikayesini dinliyoruz.
Kütahya’dan ayrılıp Çavdarhisar’a vardığınızda, Anadolu’nun en iyi korunmuş antik
sırlarından biriyle karşılaşıyoruz: Aizanoi. Dünyanın ilk ticaret borsasının kalıntıları
arasında yürürken, göğe meydan okuyan sütunlarıyla Zeus Tapınağı tüm görkemiyle
yükselir. Bu tapınağın altındaki devasa, loş tonozlu mahzenlere indiğimizde kendimizi
bir yer altı tapınağında gibi hissedeceğiz.
Günün devamında 1970 depreminin derin izlerini taşıyan, yarı terk edilmiş ama ruhunu
kaybetmemiş Eski Gediz’in hüzünlü sokaklarından geçerek Manisa’nın Kula ilçesine
ulaşırsınız. Akşam, bozulmamış Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerini sunan
dar Kula sokaklarında, tarihi konakların gölgesinde yürümek zamana atılmış bir imza
olacak bizim için. Konaklama Kula

4. GÜN: ATEŞ ÜLKESİ
Kula (Yanık Ülke) Sardes Manisa
Sabah, antik coğrafyacı Strabon’un Katakekaumene "Yanık Ülke" olarak adlandırdığı
Kula Jeoparkı’nın siyah bazalt lav akıntıları ve volkan konileri arasında masalsı bir
güne uyanıyoruz. Doğanın vahşi gücünü gösteren bu kapkara coğrafya ve hemen
yakınındaki Kula Peri Bacaları, yeryüzünün sanatkâr yönünü gözler önüne seriyor.
Lav ovalarından sıyrılıp Salihli ovasına indiğimizde, tarihin en zengin krallığına,
Lidya’nın başkenti Sardes’e varırsınız. Paranın ilk basıldığı, zenginliğin nehirlerden
aktığı bu topraklarda; devasa Artemis Tapınağı’nın sütunları, antik çağın en görkemli
sinagogu ve gymnasiumun büyüleyici cephesi sizi büyüleyecek. Altın akan Pactolus
(Sart) Çayı’nın fısıltısını dinledikten sonra, efsanelerin dağı Spil’in gölgesindeki
Manisa’ya varıyoruz. Konaklama Manisa

5. GÜN: ŞEHZADELER, TARİH
Manisa Merkez (Aigai) İzmir Uçuş
Osmanlı şehzadelerinin yetiştiği Manisa’yı gezmeye başlıyoruz. Mimar Sinan’ın zarafet
eseri Muradiye Camii ve Sultan Camii’ni gezdikten sonra, bölgenin tüm zenginliğini
barındıran Manisa Müzesi’ne gidiyoruz. Spil Dağı eteklerinde evladını kaybeden bir
annenin taşlaşmış fhali olduğu yüzlerce yıldır anlatılan Ağlayan Kaya (Niobe), önünde
duruyoruz. Öğleden sonra Aigai, için kentten ayrılıyoruz. Yuntdağları’nın hırçın ve
bakir doğasında gizlenmiş, kalabalıklardan uzak bir Aiolis kenti olan Aigai’ye
tırmanacağız. Sarp kayalıklar üzerine kurulu bu antik kentin meclis binası ve taş döşeli
yolları, size modern dünyadan tamamen soyutlanmış bir keşif duygusunu fısıldayacak.
Antik kent ziyaretimizden sonra İzmir havalimanı için harekete geçiyoruz.

DAHİL SERVİSLER
Türkçe rehberlik
Tur programına ve katılımcı sayısına göre araç
4* ve butik otellerde konaklama
Oda kahvaltı konaklama
Kulaklık kullanımı
Harita ve tur dosyası
Rehber ve kaptan tipleri
Otel ve restoran tipleri
Seyahat sağlık sigortası

HARİÇ SERVİSLER
Tur başlangıç ve ayrılış şehirlerine ulaşım
Tüm özel masraflar
Programda belirtilmeyen öğle ve akşam yemekleri
Yemeklerde alınan alkollü ve alkolsüz içecekler
Dahil başlığı altında yazılmayan tüm hizmetler

Hiç yorum yok: